İstanbul Bienali Eylül Ayı Kamusal Programı

18-09-2017

İki ay boyunca ücretsiz olarak gezilebilen 15. İstanbul Bienali kapsamında, birbirine komşu mekânlarda yer alan serginin yanı sıra, bienal süresince farklı alanlardan isimlerin katılımıyla gerçekleştirilecek ücretsiz etkinliklerle iyi bir komşu başlığı tartışılmaya devam ediyor.

Sanatçı Zeyno Pekünlü’nün koordinatörlüğünü üstlendiği 15. İstanbul Bienali’nin Kamusal Programı’nda, açılış ve kapanış haftalarında uluslararası konuşmacıların katılımıyla düzenlenenSeçilmiş Aileler ve Müşterek Kader başlıklı sempozyumlara ek olarak, bienal süresince devam eden tartışmalar, gösterimler, atölye çalışmaları ve katılımcıların birlikte yemek pişireceği, okuyacağı, müzik yapacağı düzenli etkinlikler yer alıyor. Seçilmiş Aileler, aile kurumunun ötesine geçen aidiyet arayışlarına odaklanıyor; Müşterek Kader ise kent ekolojisi etrafındaki tartışmaları bienale taşıyarak insan merkezcilikten çıkışın yollarını arıyor.

15. İstanbul Bienali Kamusal Programı katılımcıları arasında savaş ve yerinden edilmenin kadınlar üzerindeki etkisini araştırdığı çalışmalarıyla tanınan Shahrzad Mojab, liberal çok kültürcülüğe yönelik eleştirileriyle bilinen Joseph Massad, Siyasal Ekonomi profesörü Massimo de Angelis ve mekân pratikleri üzerine pek çok araştırması bulunan Yunan mimar ve akademisyen Stavros Stavrides gibi isimler yer alıyor

 

Komşum Yoksa Evim/Mahallem Ne ki!

Panel ve Mahalleler Sözlüğü tanıtımı
Katılımcılar: Mahalleler Birliği
19/09/2017, İstanbul Modern Sinema Salonu
Panel: 15.00-17.30
Tanıtım: 17.30-19.00
Etkinlik dili Türkçedir.

Kentsel dönüşüm ve yenileme süreçlerinde kentler yeniden inşa edilirken “ev” olgusu değişiyor, geleneksel mahalle dokuları ile birlikte “mahalle kültürü” dediğimiz mahalle içi sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkiler yok oluyor, çünkü “Komşu” taşınıyor. Pek çok olumlu özellik atfettiğimiz bir toplumsal ilişki olarak komşuluğun, mekânsal dönüşüm ve yer değiştirme politikaları karşısında sınanarak yeniden tanımlandığı bir bağlamdayız.

Kentsel dönüşüm ve yenilemenin tehdidi altında yaşayanlar, dernek ve kooperatifler üzerinden örgütlenerek evlerini, komşularını, mahallelerini, yani alıştıkları, bildikleri gündelik hayatlarını savunuyorlar. Sözlerini duyulur kılmaya, geleceklerini belirleyecek plan ve projelere müdahil olmaya çalışıyorlar. Mahalleler Birliği çatısı altında bir araya gelen yaklaşık 80 mahallenin ortak sözü: “Evime, Komşuma, Mahalleme Dokunma!”

Mahalleler Sözlüğü: Yıllardır hukuki güvence peşinde ve kentsel dönüşüm projelerine karşı hak arayan mahalleler kendilerini ilgilendiren çok zengin bir kelime dağarcığına sahipler. Hukuk, mimari, planlama, siyaset bilimi, felsefe gibi farklı disiplinlere aşina olmayı gerektiren, ve mahallelerin tarihi, gerçeklikleri ve deneyimleri ile yeniden anlamlandırmaya ihtiyaç duyulan bu kavramlar dizisi, Türkiye'nin kentsel dönüşüm sürecini, bu sürecin odağındaki mahalleleri ve mahallelerin verdiği mücadeleleri anlamak için bir kılavuz niteliğinde. Dönüşüm ve güvencesizlik baskısı altındaki mahallelerin bilmek zorunda kaldıkları bu geniş ve çetrefilli terminoloji, karşılaştıkları semantik bir şiddet olarak da okunabilir.

 

Sınırsız ve Küstah*

Sohbet
Katılımcılar: Gülşen Aktaş, Aykan Safoğlu
20/09/2017, 18.30-20.30, Pera Müzesi Oditoryum
Etkinlik dili Türkçedir.

Gülşen ile 2012 yılında Berlin'de, bir film gösterimi sırasında tesadüfen karşılaştık. Fuayede içtiğimiz kahve ile başlayan dostluğumuz farklı yan yanalıklara, işbirliklerine el verdi. Beyaz Türk, Türkiye’nin batısında doğmuş gey natrans bir erkekle, Kürt, Dersim’de doğmuş, hayatını aktivizme ve Almanya’da kadınlarla ilgili çalışmaya adamış natrans bir kadın… Gülşen ile ben farklı jenerasyonlar ve sosyalleşmelerden sıçrayarak birbirimizi artan bir şevkle tanımaya çalışırken, tüm dünyada popülist siyasetler bu gezegende herhangi demokratik olasılığı yok etmek için dev adımlar atıyordu. Gülşen ile belki de bu yüzden birbirimize sımsıkı tutunduk, seçilmiş ailemize, müştereklerimize ve ecdadımıza sahip çıkıp, onları kollamaya gayret ediyoruz. Bu konuşma aslında Gülşen’in öz yaşam öyküsündeki feminist unsurların benim aynama yansıyışını, sanatıma sirayet edişini paylaşmak için bir vesile. Dostluğumuzdan hasıl olanın size de yansıtabilirsek, bizden mutlusu yok.

*Sınırsız ve Küstah, Afro-Alman şair May Ayim’in bir şiiridir.

Gülşen Aktaş (d. Dersim), Urfa’da liseyi bitirdikten sonra Diyarbakır’da ilkokul öğretmeni oldu. 21 yaşındayken annesinin peşinden Almanya’ya gitti. Berlin ve Frankfurt’ta siyasi bilimler alanında eğitim aldı; Berlin’deki ilk kadın sığınma evlerinden birinde çalıştı, göç ve kadın konularında birçok projede yer aldı. 2007’den beri Berlin’de yaşlılar ve emekliler için danışmanlık ve kültür turları veren Huzur’un direktörlüğünü yürütüyor. Siyasi çalışmalarından dolayı Berlin şehrinden 2011 yılında üstün hizmet madalyası aldı. Berlin’de yaşıyor ve çalışıyor. 

Aykan Safoğlu (d. 1984, İstanbul) Berlin’de yaşıyor ve çalışıyor. Universität der Künste Berlin’de ve Annandale-on-Hudson, Bard College’daki Milton Avery Graduate School of the Arts’da eğitim aldı. Rijksakademie van beeldende kunsten’de SAHA atölyesinde misafir sanatçı olarak yer aldı. Sanat pratiğinde kültürel, coğrafi, dil ve zamansal sınırların ötesinde ilişkiler ve hatta arkadaşlıklar kurar. Film, fotoğraf ve performans alanlarında çalışan sanatçı kültürel aidiyet, yaratıcılık ve akrabalık konularında ucu açık araştırmalar yapar. Yakın zamanda katıldığı karma sergiler arasında Baba Figürlerini Bulmak Zordur, nGbK, Berlin (2016); Toplu Bilinçaltı, Artspace, Auckland (2016); Home Works 7, Ashkal Alwan, Beyrut (2015) sayılabilir. Birçok uluslararası film festivalinde işleri gösterilmiştir.

 

Kolektif Çukurcuma

Okuma grubu ve Bilgelik Evi sergisi
21/09/2017 ­­| 28/09/2017 | 05/10/2017 | 12/10/2017 | 19/10/2017 | 26/10/2017 | 02/11/2017 | 09/11/2017
Nejat Eczacıbaşı Binası, İstanbul Kültür Sanat Vakfı, giriş galerisi
Bazı etkinlikler Türkçe, bazılarıysa İngilizce olacaktır.
Haftalık programlar web sitesinde yayımlanacaktır.

Kolektif Çukurcuma Okuma Grubu, 15. İstanbul Bienali'nin başlığı iyi bir komşu'dan ilham alarak "Nasıl bir araya geliriz?/Nasıl ayrı düşeriz?" başlığı altında her hafta okuma tartışma toplantıları ve etkinlikler düzenleyecek. Sanatçı, akademisyen ve küratörlerin de davetli konuşmacı olarak katılacağı bu toplantılar, İKSV Nejat Eczacıbaşı binasında, Kolektif Çukurcuma'nın ilk defa Nisan 2017'de Dzialdov ve Stadt-Bibliothek Else-Ury'de (Berlin) açtığı ve 38 sanatçı ve araştırmacının işlerini içeren sergi/kütüphane Bilgelik Evi'nde gerçekleşecek. 8. yüzyılın başlarında Bağdat şehrinde kurulan Bayt-al Hikma’dan [Bilgelik Evi] ilham alan sergi/kütüphane, izleyicileri kitap ve kütüphanelerin politik gücünü yeniden düşünmeye davet ediyor.

Okuma grubu buluşmaları bienal süresince Perşembe günleri saat 19.00-21.00 arasında gerçekleşecektir. Katılım herkese açıktır; ancak mekân kapasitesi sınırlı olduğu için collectivecukurcuma@gmail.com'a kayıt için email atılması gerekmektedir. Bilgelik Evi sergisi bienal boyunca İKSV Nejat Eczacıbaşı binası giriş katında Salı-Cuma arası her gün 10.00-18.00 saatleri arasında ziyarete açık olacaktır.

Kolektif Çukurcuma, 2015 yılında Naz Cuguoğlu ve Mine Kaplangı tarafından İstanbul’da kurulan ve 2017'de Serhat Cacekli'nin katıldığı kâr amacı gütmeyen bir inisiyatiftir. İnisiyatif ana olarak (Gökcan Demirkazık ile beraber) düzenlediği okuma grubu buluşmaları ve uluslararası işbirliği sergi projeleri ile kolektif düşünme ve üretme yöntemleri üzerine odaklanır ve küratöryel ve editoryal projeleri ile kitapların ve kütüphanelerin gücüne dair sorgulamalarda bulunur.

Gökcan Demirkazık İstanbul'da yaşayan küratör ve yazar.