Server Demirtaş'ın Hayal Makinesi, Bozlu Art Project'te

20-09-2017

Bozlu Art Project Nişantaşı, yeni sezonu 21 Eylül – 22 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek olan Server Demirtaş’ın “Hayal Makinesi” isimli sergisi ile açıyor. Demirtaş’ın iki yıldır üzerinde çalıştığı “At” isimli hiperrealist heykelinin de yer alacağı sergide; kinetik heykellerinde mekanik kurgunun ötesinde öznenin ruh halini ve iç dünyasını yansıtmayı amaçlayan sanatçının, günlük hayattan sahneleri yeniden kurgulayarak, yarattığı etkinin sınırlarını zorladığına tanık oluyoruz.

Yapıtlarında mekanik kurgunun ötesinde öznenin ruh halini ve iç dünyasını sorgulayan Demirtaş, “Hayal Makinesi” isimli sergisinde mekan, hareket, sonsuzluk ve durağanlık gibi kavramlar üzerine düşünmemizi sağlarken, eserlerinde klasik heykel formunun dışına çıkarak yarattığı kurguların tekrarı ile sıradan anları yüceltiyor. Çağdaş yaşamın ritmi içinde sıradanlaşan insani duygular, Demirtaş’ın mekanik heykellerinde adeta ağır çekime alınarak etkileyici bir gerçeklikle izleyiciye aktarılırken makine estetiği ile kavramsal sorgulamaları bir araya getiriyor.

Server Demirtaş’ın heykellerinin oluşum aşamasında kullandığı bisiklet freni, otomobil cam sileceği benzeri hazır malzemeler, girift ve sanatçıya özgü bir mühendislikle bir araya gelerek hareketi sağlıyor. Demirtaş’ın her yapıtı için ayrı kurguladığı koreografi ve kinetik akışkanlık sonucu yarattığı insani hareketler, kablolar ile örülü saf mekanik görselliğe tezat oluşturarak izleyiciyi görülenin ötesinde bir düşünce ve farkındalığa sevk ediyor.

Sanatçının ilk kez hiperrealist yaklaşımlara yer vermeye başladığı “Hayal Makinesi” isimli sergisi 21 Eylül – 22 Ekim 2017 tarihleri arasında Bozlu Art Project Nişantaşı’nda izlenebilir.

Server Demirtaş:

1957 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Server Demirtaş, 1977 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’ne girer. İsmi daha sonra Mimar Sinan Üniversitesi’ne dönüştürülecek Akademi’de Devrim Erbil atölyesinde eğitim alan sanatçı, 1984 yılında mezun olduktan sonra Türk soyut sanatının önde gelen isimlerinden Adnan Çoker ile ortak çalışmalarda bulunur. Resim bölümünden mezun olmasına rağmen; gerek eğitim süreci gerekse daha sonrasında gerçekleştirdiği çalışmalarda üçüncü boyutun olasılıklarını arayan ve kendini her zaman bir heykeltıraş olarak konumlayan Demirtaş’ın ilk dönemlerinde gerçekleştirdiği, gazeteleri PVC’yle kaplayıp katmanlardan oluşturduğu üç boyutlu yerleştirmeleri dönemi için öncü ve ses getiren çalışmalardır. 1987 yılında Mimar Sinan Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen ve dönemin en yenilikçi çağdaş sanat sergisi olan “Yeni Eğilimler Sergisi”nde Başarı Ödülü alan sanatçı, 1989 yılında bir diğer önemli sergi olan “Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi”nde Resim Heykel Müzesi Jüri Ödülü’nü kazanır.

Demirtaş’ın sürekli değişimi arayan yenilikçi sanat anlayışı 1997 yılında farklı makine parçalarını bir araya getirerek oluşturduğu hareketli heykeller dönemini başlatır. Hiçbir mühendislik eğitimi almayan sanatçının oldukça uzun süreçler gerektiren mekanik heykelleri, Türkiye’de kinetik heykel sanatının önemli örneklerindendir. Demirtaş’ın heykellerinin oluşum aşamasında kullandığı otomobil cam sileceğinden, bisiklet frenine değin uzanan hazır malzemelerin, sanatçının buluşu olan yöntemlerle bir araya getirilerek çarklar aracılığıyla hareketi sağlaması, 12. yüzyılda El Cezeri’nin robotlarından, 15 ve 16. yüzyılda Leonardo da Vinci’nin makinelerine ve 20. yüzyılda Jean Tinguely’nin kinetik heykellerine kadar uzanan bir yolculukta bilim ile sanat, teknoloji ile insan gibi ilişkiler üzerine yeniden düşünmemizi sağlar.