Tardu Kuman - Pagan Sesler

21-09-2017

Sanatçı Tardu Kuman’ın hayattayken metal ve ahşap malzemeler kullanarak ürettiği heykelleri, “Pagan Sesler” isimli sergisiyle 15. İstanbul Bienali komşu etkinlikleri kapsamında ziyarete açıldı. Sanatçının eşi Faika Ergüder Kuman’ın öncülüğünde, Murat Özyeğin’in katkılarıyla hayata geçirilen sergi, Sütlüce’deki Eski Anadolu Diş Deposu’nda 22 Kasım tarihine kadar ziyaret edilebiliyor. Tardu Kuman’ın hayatını adayarak yıllar boyunca biriktirdiği eserlerinden oluşan ilk sergisi “Pagan Sesler”in mekânını Mimar Nevzat Sayın, serginin kitabı ve tüm görsel kimliğini ise Hakkı Mısırlıoğlu tasarladı. Aralarında Yönetmen Reha Erdem, Psikanalist-Yazar Nilüfer Güngörmüş Erdem, Şair Ahmet Güntan ile birlikte birçok kültür sanat insanı da bu anlamlı serginin hazırlık sürecine destek verdi.

Demiryollarından çıkma eski demir, travers ve ahşap parçaları toplayıp heykellerini bu malzemelerle oluşturan Tardu Kuman, eserlerin doğal ortamlarda rüzgâr, su ve ısıyla etkileşimini de o heykelin varlığının bir parçası olarak değerlendiriyor ve “Pagan Sesler” serisinin temelini de bunun üzerine kuruyor. Sanatçı, sesli olarak tasarladığı bu heykellerin rüzgârla bir arada olması gerektiği inancıyla, sanat objelerinde dile gelen yeni anlamın yanı sıra malzemenin yapısına ve biçimine kazınmış tarihçesini de sanatseverlere göstermeyi amaçlıyor.

Rüzgar çanlarının oluşturduğu “Pagan Sesler” serisinde yer alan eserler, Kuman’ın hurdacılardan topladığı sanayi artığı ağır metal parçalarını şekillendirmesiyle ortaya çıkıyor. Mobil heykeller olarak tasarlanan ve her dokunuşta farklı sesler çıkaran rüzgâr çanları, kayıp sesleri bir anlığına da olsa tekrar yakalamak için yapılmış, ilkel çağlardan günümüze kadar uzanan iletişim araçlarını temsil ediyor.

Heykellerini daima büyük ahşap ve metal parçaları işleyerek atık malzemelerden üreten ve bu heykellere her defasında yeni anlamlar yükleyen Tardu Kuman, izleyiciye yeni ifade imkânlarının mümkün olduğunu, “Felsefede aynı kavramlar eski çağlardan beri tekrar yorumlanmıştır. Ahşap ve metal de o zamandan beri hayatımızın içindedir; malzeme hep aynıdır ama o malzemeyle hep yeni bir şey ifade edebilirsiniz” sözleriyle vurguluyor.

Tardu Kuman kimdir?

7 Şubat 1958’de Bursa’da doğan Tardu Kuman, İstanbul Üniversitesi’nde Felsefe Tarihi öğrenimi gördü. 1985’te üniversiteden mezun olduktan sonra Paris’e gitti ve 1985-87 yılları arasında tasarlayıp ürettiği takıları Paris’te Galerie Epona’da sergiledi. 1989’da Atina’ya yerleşen sanatçı, takı tasarımı ve üretiminin yanı sıra ilk kez eski demir, travers ve ahşap parçalarını işleyerek büyük boyutlu sanatsal objeler üretmeye başladı. Çıkma hammaddelerden ürettiği obje ve eşyalar Atina Galeri Tria ve Galeri Miraraki’de sergilendi. 

Heykel yapımına 1995’te İstanbul’a döndükten sonra başladı. İstanbul’a geldikten kısa süre sonra kurduğu Stoa Design atölyesi ona bağımsız sanatçı olarak yaşama ve çalışma  olanağı sağladı. Stoa atölyesinde yirmi yıl boyunca bir yandan heykellerini yaparken bir yandan da kendi özgün tasarımıyla mobilyalar üreterek yaşamını sürdürdü. İstanbul’daki atölyesinin yanı sıra Çanakkale Ayvacık’a bağlı Kozlu köyünde kendi inşa ettiği evi ve atölyesi ona çalışmalarında esin veren özel mekânıydı. 

Eserleri “Pagan Sesler”, “Lamponya Savaşçıları” ve “İsimsiz” çalışmalar olarak sınıflandırılabilir. Tardu Kuman Aralık 2015’te amansız hastalığa yakalanmadan önce “Pagan Sesler” sergisini planlarken, hastalık bu girişime ara vermesine neden oldu. Sanatçı 19 Mayıs 2016’da sergiyi gerçekleştirme fırsatı bulamadan hayata veda etti.

Detaylı bilgi için https://www.tardukuman.istanbul/

Galeri
Galeri
Galeri
Galeri
Galeri
Galeri
Galeri